جاري التحميل...
جاري التحميل...



Avis de la communauté (4)
Definitely not bad but kinda overrated. The fact that it's an artistic drama movie isn't an excuse for it to get extremely boring at certain parts. Most people try to justify how unnecessarily long and boring it was by saying it's an artistic and symbolic movie and make you feel like you're the problem if you don't enjoy it. However, a movie is not a novel, it's visual and it's supposed to be appealing and it should keep the audiance interested no matter what genre it is. This movie can't really find the cinematic balance of being artistic and being entertaining at the same time. It could be much better if it did.
I've always had a bit of a soft spot for epics. There is just something about a movie that is really long (this one clocks in at over 3 hours) that unfolds slowly and lets the viewer roll around in the story without worrying about getting somewhere in a hurry. This film has a bit of an epic feel to it because of length and pacing but I disagree with some of the reviews that referred to it as such. In a way it reminded me of Once Upon a Time in America. The story is about a young man named Sinan who is returning home after graduating from college. Sinan seems to be struggling with what so many people that age seem to struggle with - they seem to know everything and despise where they grew up and the people that live there. Sinan's primary target is his gambling-addicted father. Never mind that the father put him through school and gave him a good home - the father has made him pay a price. Sinan later verbally insults a local author, businessman and cleric with the same caustic and know-it-all attitude (although if I am being honest he seemed calm and rational when discussing religion, which was a bit odd). Anyway, Sinan is the prototypical entitled youth. He recently completely an unpublished work so he feels qualified to critique literature. He graduated college so he feels elevated enough to insult the uneducated business man. He has never had a girlfriend but he lectures his mother on women. In a sense it reminded me of one of my favorite quotes - he was born on second base and thought that he had hit a double. Not surprisingly the relationship between father and son (and even grandfather) is prominent and I would say that the final scene is satisfying (even if a little bit odd for a minute). follow me at https://IHATEBadMovies.com or facebook IHateBadMovies
Another nbc classic, great atmosphere.
Sinan'ın dünyasında yarattığı entelektüel birikim ve değerler, köy-toplum tarafından benimsenen, düşünmeden kabul edilmiş olanla savaşır. Çevresindeki kimsenin onu anlamaması da tam olarak bu nedendendir. Sinan'ın derin düşünceleri, sadece gündelik işlerle meşgul olan insanı için anlamsız, saçma ve aykırıdır. Bu dışlanmışlık evde de farklı bir boyutta seyreder. Babanın dışarıdaki hem eğitimci hem de kumarbaz olan iki farklı kişiliği, ailenin huzursuzluğuna hatta çökmesine sebep olur. Buna rağmen annenin hem sürekli söylenip hem de "Birbir türlü kötü baba var, en azından öyle değil" diyerek durumu absorbe etmesi, evde yaşanan öğrenilmiş çaresizliğin ve psikolojik şiddetin en iyi yansımasıdır. Anne ve çocuk arasındaki diyalog da babanın eleştirilmesi, belli bir yerden sonra annenin evdeki baba iktidarını sarsmak istememesine; onları, babayı her şeye rağmen "evin direği" olarak görmesine ve kabullenmeye iter. Geçmişe sığınan anne için babanın ilk tanıdığı zamanlardaki hallerinden yola çıkarak onu hâlâ o ilk günkü imajıyla gördüğünü belirtir; hatta hayata tekrar gelse aynı seçimi gözü kapalı yapacağını söyler. Ancak Sinan'ın askerlikten dönüşü, filmde bambaşka bir pencere açar. Sinan artık o eski kibirli imajından sıyrılmıştır. Döndüğünde, izleyenlerin de tahmin ettiği üzere, büyük umutlarla bastırdığı kitabını kimse okumaya tenezzül etmemiştir. Bir kişi hariç: Hayatı boyunca en çok eleştirdiği, en çok çatıştığı ve beklemediği kişi; yani babası. Babasının köydeki evinde gerçekleşen bu karşılaşmada, kitap üzerine yaptıkları derin konuşma Sinan'da birçok şeyi kökten değiştirir. Sevgiye, ilgiye ve anlaşılmaya aç büyümüş bir yetişkinin —içinde bir yanı hep boşluk kalmış o çocuğun— babasından gördüğü değer ona karşı bağlı olma arzusunu ortaya çıkartır. Bu nedenle çevredekilerin dalga geçtiği, kimsenin inanmadığı ve hatta babanın bile pes edip bıraktığı o kuyuya ilk davranan Sinan olur. Hayatında ilk kez gerçekten anlaşıldığını hisseden Sinan, babasına karşı hissettiği o güçlü aidiyet, sevgi borcu ve üstlendiği o gizli "Bak, istedin ve yaptım" misyonuyla kazmayı eline alır ve kuyuyu kazmaya başlar.