Loading...
Loading...



the absurd story of a utopia that created a dystopia
Turkey's first “eco” hotel, Naturland Eco Park and Resort, opened in 1991 and operated until 2014. A hybrid of documentary, black satirical comedy and circus-style performance, the film builds on fictional voice-overs that depict the experiences of hotel guests and staff and the gradual decay of the once-pompous and now dilapidated abandoned complex, which was closed due to overwhelming debts and left virtually untouched.
Avis de la communauté (2)
Başka Bir Dünya Keşfetmeye Hazır mısınız? Çocukken televizyonda seyrettiğim sinema programlarından En Heyecanlı Yeri ile hayatımıza giren Ceylan Özgün Özçelik, uzunca bir süre televizyonda program yaptıktan sonra 2017’de çektiği ilk uzun metrajlı filmi Kaygı ile Türk korku sinemasında farklı yollar açabildiğini kanıtlamıştı. Cadı Üçlemesi 13+ ve 15+ filmleriyle de bambaşka ve sarsıcı bir kadın hikâyesi izlemiştik. 2024’te seyrettiğimiz On Saniye filmiyle ise tek mekânda geçen ama bir matruşka misali açılan bir gerilim hikâyesine şahit olmuştuk. Şimdiyse 2024’te Çekya’daki Ji.hlava Belgesel Film Festivali’nde prömiyer yapan, ülkemizde ise bu yıl İstanbul Film Festivali’nde ilk gösterimini gerçekleştiren ve sonrasında pek çok festivalde izleyiciyle buluşan Hiçbir Şey Normal Değil filmiyle bizi her şeyden uzak, bambaşka bir dünyaya çağırıyor. Film, Türkiye’nin ilk eko oteli olarak anılan fakat zaman içinde terk edilen Naturland’e doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Belgesel ile kurmaca arasında gidip gelen yapımda Damla Sönmez, Ali Basmacı ve Öykü Ertürk’ü oyuncu olarak görürken; seslendirme kadrosunda Selen Domaç, Hasibe Eren ve Tuğrul Tülek yer alıyor. Uzun bir festival yolculuğunun ardından film, HBO Max’te yayında. Gelin, sizlerle bir dönemin oldukça meşhur bir otelinin yolculuğuna çıkalım. Harabeye Dönmekte Olan Bir Otelin Perde Arkası Film, günümüzde harabeye dönmüş; ancak 90’lı yıllarda Antalya’nın en şaşaalı otellerinden biri olan ve siyasetçilerin bile uğrak noktası hâline gelen Naturland’in absürt hikâyesini anlatıyor. Bu hikâye aktarılırken otelin harap olmuş bölümleri geziliyor; fakat gezerken de bizi tozpembe bir dünyadaymışız gibi hissettiren anonsları ve sesleri duyuyoruz. Naturland’i Tanıyalım Filmi anlayabilmek için öncelikle Naturland’i tanımak gerekiyor; çünkü filmin bütün omurgası, Naturland’in günümüzde harabeye dönmüş yapısı üzerine inşa edilmiş. 2004–2005 yıllarında ailecek tatil yapmak için gittiğimiz Naturland, 1991’den 2014’e kadar hizmet vermiş bir eko otel olarak anılıyor. Gerçekten de o dönemlerde bana bambaşka bir dünyaya gitmişim gibi hissettirmiş ve aklımda kalan otellerden biri olmuştu. Ancak son zamanlarda bu otel hakkında araştırma yaptığımda, otelden neredeyse eser kalmadığını; oldukça harabe bir hâle gelerek adeta bir hayalet otele dönüştüğünü öğrendim. Fakat otelin nasıl harabeye dönüştüğünü, nasıl yıkıma uğratıldığını ya da neden terk edildiğini sormaktan çok; çalışanların nasıl sömürüye uğradığını, hayvanların nasıl öldürüldüğünü ya da aç bırakıldığını, hatta hayvanların nasıl intihara sürüklendiğini sormak durumunda kalıyorsunuz. Çünkü bu filmde gördüklerimiz her ne kadar bir oteli anlatsa da, duyduklarımız bu otelden çok daha fazlasına işaret ediyor. Zaten adı üstünde: Bu filmde gördüklerimizin hiçbiri normal değil. Dünyamıza Verdiğimiz Zararlar Filmde, bir otelin kaderine terk edilişini izlerken; biz insanların bir zevk, bir yaşam tarzı, bir otel inşa etmek ve zenginleri eğlendirmek uğruna ne kadar açgözlü olabildiğimizi görüyoruz. “Çiğne, tükür, at” anlayışıyla yarattıklarımızı nasıl terk ettiğimizi anlatan film; aynı zamanda otellerde eşyaların yağmalanmasını, iflasları ve giderek yaklaşan çöküşün habercisi olan unsurları da gözler önüne seriyor. Lüks bir otel yapmak uğruna dünyanın dengesini bozacak kadar acımasız olabildiğimizi gösteren çarpıcı bir belgesel duruyor karşımızda. Bu Bir Belgesel Değil, Ama Kurmaca da Değil, Hiçbir Şey Normal Değil Filmin estetiği açısından değinilmesi gereken bir başka nokta daha var: Bu bir belgesel değil, ama tam anlamıyla bir kurmaca da değil. Belgeselden daha gerçek, kurmacadan ise daha kurmaca bir yapıya sahip. Biraz daha açmak gerekirse Hiçbir Şey Normal Değil, hibrit bir yapı sergiliyor; bir docu-drama örneği olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü filmde duyduklarımız ile gördüklerimiz arasında derin bir uçurum bulunuyor. Gördüklerimiz karşısında duyduklarımız, duyduklarımız karşısında ise gördüklerimiz tam anlamıyla bir zıtlık yaratıyor. Teknik ve Oyunculuklar Filmin tamamının iPhone 13 Pro Max ile çekilmiş olması, gerçekçilik -daha doğrusu belgeselcilik- açısından oldukça doğru bir tercih olmuş. Otelin etrafında dolaşırken, iç mekânlarda gezerken, ters açılardan bakarken ve savrulurken kullanılan kaleidoskop çekimler, izleyiciyi etkileyici bir biçimde sarsmayı başarıyor. Ses kullanımı ise son derece başarılı. Filmde duyduklarımız, gördüklerimizle bilinçli bir şekilde zıtlık oluşturuyor. Bu zıtlık, özellikle seslerin varlığıyla daha da belirginleşiyor. Başlangıçta alaycı bir ton yakalayan sesler, filmin sonuna doğru otelin gerçekleriyle birleşerek rahatsız edici bir etkiye dönüşüyor. Oyunculuk ve seslendirme tarafında da oldukça güçlü isimler var. Büyüteçli turist rolündeki Damla Sönmez, filmde gerçekten parlıyor. Bale dansçısı olan Ali Basmacı ve Öykü Ertürk ise dans performanslarıyla alkışı fazlasıyla hak ediyor. Seslendirmelerde sunucu rolünde Selen Domaç ve çalışan rolünde Hasibe Eren, sesleriyle filme güçlü bir renk katıyor. Turist rolündeki Tuğrul Tülek ise alışılmışın dışında bir seslendirmeyle dikkat çekiyor. Selen Şenay da hafızalarda yer edecek seslerden biri olarak öne çıkıyor. Son Sözler Kısacası bu film, yalnızca bir dönemin en şaşaalı otellerinden birinin perde arkasını anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda bu otelle birlikte yarattığımız dünyayı nasıl tahrip ettiğimizi de gözler önüne seriyor. Ben izlerken adeta paramparça oldum. Ancak eminim ki turizm sektöründe çalışan arkadaşlarımız -özellikle onların izlemesini tavsiye ediyorum- çok daha derinden etkilenecektir. Evet, Hiçbir Şey Normal Değil herkesin kolaylıkla izleyebileceği bir yapım değil. Ancak gerçekleri anlatmak için bundan daha farklı bir anlatım da düşünülemezdi. Bu nedenle filme mutlaka bir şans vermenizi öneriyorum. Eğer HBO Max veya TV+ üyeliğiniz varsa, vakit kaybetmeden filmi açıp izleyin.
Türkiye. devletin malı deniz yemeyen keriz